<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>AlemFrm.Net &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.alemfrm.net/category/saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.alemfrm.net</link>
	<description>Türkçe Güncel Blog..</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 18:34:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kan Vermek, Kan Bağışı Şartları Nelerdir, Kimler Kan Verebilir?</title>
		<link>http://www.alemfrm.net/kan-vermek-kan-bagisi-sartlari-nelerdir-kimler-kan-verebilir.html</link>
		<comments>http://www.alemfrm.net/kan-vermek-kan-bagisi-sartlari-nelerdir-kimler-kan-verebilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Jan 2012 22:43:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alemfrm.net/?p=7908</guid>
		<description><![CDATA[Kan Vermek İstiyorum , Kan Bağışı Yapmak İstiyorum Gereken Şartlar Nelerdir, Kimler Kan Verebilir?
- Kendini iyi ve sağlıklı hissetmek.
- 18 yaşını doldurmuş olmak, 65 yaşının altında olmak.
- Hemoglobin ve hematokrit düzeyleri normal olmak.
- Vücut ısısı, nabız ve kan basıncı (tansiyon) normal değerlerde olmak.
- 50 kilonun üstünde 120 kilonun altında olmak.
- Son 12 saat içinde içki kullanmamış olmak.
- Kan verebilecek damar problemi olmamak.
Kan Vermek, Kan Bağışı, Kan Nakli..- Son 12 ay içerisinde organ veya doku nakli yapılmamış olmak.
- Kalp hastalığı riski bulundurmamak.
- Son 12 ay içinde kolonoskopi olmuş olmamak.
- Son 12 ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kan Vermek İstiyorum , Kan Bağışı Yapmak İstiyorum Gereken Şartlar Nelerdir, Kimler Kan Verebilir?</p>
<p>- Kendini iyi ve sağlıklı hissetmek.<br />
- 18 yaşını doldurmuş olmak, 65 yaşının altında olmak.<br />
- Hemoglobin ve hematokrit düzeyleri normal olmak.<br />
- Vücut ısısı, nabız ve kan basıncı (tansiyon) normal değerlerde olmak.<span id="more-7908"></span><br />
- 50 kilonun üstünde 120 kilonun altında olmak.<br />
- Son 12 saat içinde içki kullanmamış olmak.<br />
- Kan verebilecek damar problemi olmamak.<br />
<div id="attachment_7910" class="wp-caption alignright" style="width: 308px"><a href="http://www.alemfrm.net/kan-vermek-kan-bagisi-sartlari-nelerdir-kimler-kan-verebilir.html"><img src="http://www.alemfrm.net/wp-content/uploads/2012/01/kan-verme-kan-bagisi.jpg" alt="" title="kan-verme-kan-bagisi" width="298" height="221" class="size-full wp-image-7910" /></a><p class="wp-caption-text">Kan Vermek, Kan Bağışı, Kan Nakli..</p></div>- Son 12 ay içerisinde organ veya doku nakli yapılmamış olmak.<br />
- Kalp hastalığı riski bulundurmamak.<br />
- Son 12 ay içinde kolonoskopi olmuş olmamak.<br />
- Son 12 ay içersinde uyuşturucu kullanmamış olmak.<br />
- Son 6 ay içerisinde lokal anestezi gerektirecek bir operasyon geçirmemek.<br />
- Son 12 ay içerisinde genel anestezi gerekecek ameliyat olmamış olmak.<br />
- Son 7 gün içersinde belirli ilaçları kullanmamış olmak.<br />
- Son 12 ay içerisinde tetanoz, kuduz aşısı olmuş olmamak.<br />
- Son 30 gün içerisinde aşı olmuş olmamak.<br />
- Son 12 ay içerisinde aktif iyot tedavisi almamak.<br />
- Şüpheli cinsel ilişkiye girmemek.<br />
- Cinsel yolla bulaşan hastalıklara sahip olmamak.<br />
- Metobolik bir hastalığı bulunmamak.<br />
- Son 3 ay içinde kan vermemiş olmak.<br />
- Son 30 gün içerisinde diş çekimi, diş protez, kanal tedavisi vb.. olmamış olmak.<br />
- Son 24 saat içersinde alkol almamış olmak.<br />
- Son 12 ay içerisinde kan transfüzyonu almış olmamak<br />
- Son 12 ay içerisinde dövme, akapuntur yaptırmamış olmak.<br />
- Son 12 ay içinde sıtma geçirmemiş olmak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alemfrm.net/kan-vermek-kan-bagisi-sartlari-nelerdir-kimler-kan-verebilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Televizyonun Zararları Nelerdir ?</title>
		<link>http://www.alemfrm.net/televizyonun-zararlari-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.alemfrm.net/televizyonun-zararlari-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Sep 2011 21:05:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Televizyonun Zararları İngilizce Çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Televizyonun Zararları Nelerdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alemfrm.net/?p=204</guid>
		<description><![CDATA[Hayatta kalma savaşındaki dikkate değer çelişkilerden biri, organizmaların, kendi arzuladıkları şeyler tarafından kolayca zarar görebilmeleri. Tıpkı balıkların oltanın ucundaki yemle, farelerinse peynirle avlanmaları gibi. Ancak bu yaratıkların, aldanışları için en azından uygun bir mazeretleri var: Yem ve peynir, hayatta kalmalarını sağlayan besin maddeleri. İnsanlarınsa, çoğu bağımlılıkları için bu türden tesellileri yok denecek kadar az.
İnsanların hayatı düşkünlüklerine bağlı olarak altüst olabiliyor. Yaşamını sürdürmek için kimse alkol içmek, kumar oynamak zorunda değil. Bu yüzden, eğlence ya da oyalanma amaçlı yapılan bir şeyin ne zaman kontrolden çıktığını anlamak, yaşamın önemli dönüm noktalarından olsa ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatta kalma savaşındaki dikkate değer çelişkilerden biri, organizmaların, kendi arzuladıkları şeyler tarafından kolayca zarar görebilmeleri. Tıpkı balıkların oltanın ucundaki yemle, farelerinse peynirle avlanmaları gibi. Ancak bu yaratıkların, aldanışları için en azından uygun bir mazeretleri var: Yem ve peynir, hayatta kalmalarını sağlayan besin maddeleri. İnsanlarınsa, çoğu bağımlılıkları için bu türden tesellileri yok denecek kadar az.</p>
<p>İnsanların hayatı düşkünlüklerine bağlı olarak altüst olabiliyor. Yaşamını sürdürmek için kimse alkol içmek, kumar oynamak zorunda değil. Bu yüzden, eğlence ya da oyalanma amaçlı yapılan bir şeyin ne zaman kontrolden çıktığını anlamak, yaşamın önemli dönüm noktalarından olsa gerek. Düşkünlüklerin ille de fiziksel maddelerle ilgili olması gerekmiyor. Televizyon, ünü ve her yerde bulunabilirliğiyle, <span id="more-204"></span> dünyanın en popüler boşa zaman geçirme makinesi olarak karşımıza çıkıyor. Çoğu insan, televizyonla arasında sevmekle nefret etmek arası bir bağ olduğunu itiraf ediyor. Ondan şikayet edenler, şikayetleri bittikten belki de hemen sonra koltuklarına kurulup, uzaktan kumandalarına sarılıveriyorlar. Anne babalar, çocuklarının televizyon seyretmeleri konusunda endişelerini dile getiriyorlar. Ama aslında bu endişe, kendilerinin çok fazla televizyon seyretmesinden kaynaklanmıyor mu? Dost sohbetlerinde, aile toplantılarında, söyleyeceğimiz şeyler tükendiğinde&#8230; Çoğumuz onunla olabilmek için bir kitap okumadan, ailemizle, arkadaşlarımızla konuşmadan, bir yakınımızın sesini duymadan, çocuğumuzla bir oyun oynamadan, gönlümüzce bir gezintiye çıkmadan, çocuklarımız için kurabiye pişirmeden geçiriyoruz günlerimizi.</p>
<p>Endüstriyel dünyada bireyler günde ortalama üç saatlerini plansız olarak televizyon seyretmeye ayırıyorlar. Bu saatler, bir gün içinde çalışma ve uyuma dışında tek bir faaliyet için ayrılan en büyük zaman dilimini oluşturuyor. Düşünün, 75 yaşına geldiğinizde, her gün yalnızca üç saat televizyon seyrettiyseniz, yaklaşık 9 yılınızı televizyon karşısında geçirmiş oluyorsunuz. Rakam gerçekten çok çarpıcı. Bazı yorumculara göre bu bağlılık basitçe şu anlama geliyor: İnsanlar televizyon seyretmekten hoşlanıyor ve onu seyretmek için bilinçli bir karar alıyorlar. Eğer herşey bundan ibaretse, o halde neden bu kadar çok insan, fazla televizyon seyrettiği endişesine kapılıyor? Neden 5 yetişkinden 2&#8242;si, 10 gençten 7&#8242;si televizyon karşısında çok fazla zaman geçirdiğini düşünüyor? Neden yetişkinlerin yaklaşık % 10&#8242;u kendini TV bağımlısı olarak tanımlıyor?.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alemfrm.net/televizyonun-zararlari-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ehec Salgını Nedir EHEC Bakterisi Son Durum Nedir</title>
		<link>http://www.alemfrm.net/ehec-salgini-nedir-ehec-bakterisi-son-durum-nedir.html</link>
		<comments>http://www.alemfrm.net/ehec-salgini-nedir-ehec-bakterisi-son-durum-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2011 11:10:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alemfrm.net/?p=7478</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa&#8217;yı Etkisi Altına Alan EHEC Salgınından Ölenlerin Sayısı 22&#8242;ye Yükselirken, Aşağı Saksonya Tarım Bakanı Gert Lindemann, Salgının Kaynağının &#8220;Almanya&#8217;daki Bir Organik Besin Çiftliğinde Üretilen Soya Filizleri Olabileceğini&#8221; Belirtti.
Lindemann, Hamburg Ve Hannover Kentleri Arasındaki Uelzan Bölgesinde Bulunan Çiftlikte Üretilen Soya Filizleri Ve Diğer Filiz Çeşitleri Üzerinde Yapılan Ön Testlerin Sonuçlarının Beş Eyalette Görülen Bakterinin Sorumlusunu Ortaya Çıkarmış Olabileceğini Belirtti.
Lindemann, &#8220;Son Birkaç Saat İçinde Dikkatleri Bu Çiftliğe Çeken Belirtiler Giderek Arttı&#8221; Derken, Kesin Sonuçların Bugün İlerleyen Saatlerde Geleceğini İfade Etti.
Tarım Bakanı Ayrıca, &#8220;Almanya&#8217;nın EHEC Bakterisinin Bugüne Kadar Keşfedilmiş En Yeni Ve Tehlikeli ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa&#8217;yı Etkisi Altına Alan EHEC Salgınından Ölenlerin Sayısı 22&#8242;ye Yükselirken, Aşağı Saksonya Tarım Bakanı Gert Lindemann, Salgının Kaynağının &#8220;Almanya&#8217;daki Bir Organik Besin Çiftliğinde Üretilen Soya Filizleri Olabileceğini&#8221; Belirtti.<span id="more-7478"></span></p>
<p>Lindemann, Hamburg Ve Hannover Kentleri Arasındaki Uelzan Bölgesinde Bulunan Çiftlikte Üretilen Soya Filizleri Ve Diğer Filiz Çeşitleri Üzerinde Yapılan Ön Testlerin Sonuçlarının Beş Eyalette Görülen Bakterinin Sorumlusunu Ortaya Çıkarmış Olabileceğini Belirtti.</p>
<p>Lindemann, &#8220;Son Birkaç Saat İçinde Dikkatleri Bu Çiftliğe Çeken Belirtiler Giderek Arttı&#8221; Derken, Kesin Sonuçların Bugün İlerleyen Saatlerde Geleceğini İfade Etti.</p>
<p>Tarım Bakanı Ayrıca, &#8220;Almanya&#8217;nın <strong>EHEC Bakterisi</strong>nin Bugüne Kadar Keşfedilmiş En Yeni Ve Tehlikeli Türüyle Mücadele Etmek Konusunda Zorlandığını&#8221; Kabul Etti.</p>
<p>Hamburg&#8217;da Düzenlenen Basın Toplantısında, Eyalet Sağlık Bakanı Cornelia Storcks &#8220;Yerel Yetkililerin Yetersiz Kalan Doktor Sayısına Çözüm Bulmaya Çalıştığını&#8221; Belirtti. Şu Ana Kadar 12 Ülkede Tespit Edilen Ölümcül <strong>EHEC</strong> Bakterisi, 2 Binden Fazla İnsanın Hastalanmasına Yol Açtı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alemfrm.net/ehec-salgini-nedir-ehec-bakterisi-son-durum-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Keçi Gribi Nedir, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi, Türkiye Durumu</title>
		<link>http://www.alemfrm.net/keci-gribi-nedir-belirtileri-teshisi-tedavisi-turkiye-durumu.html</link>
		<comments>http://www.alemfrm.net/keci-gribi-nedir-belirtileri-teshisi-tedavisi-turkiye-durumu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Feb 2011 12:56:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alemfrm.net/?p=7252</guid>
		<description><![CDATA[Keçi Gribi Nedir, Keçi Gribinin Belirtileri, Keçi Gribi Teşhisi, Keçi Gribinin Tedavisi, Keçi Gribi Türkiye Durumu..
Keçi Gribi Nedir? Eskiden Beri Var Olduğu Söyleniyor?
Halk Arasında &#8220;Keçi Gribi&#8221; Olarak Bilinen Hastalık &#8220;Q Ateşi&#8221; Ya Da &#8220;Quensland Ateşi&#8221; Adıyla Tıp Literatüründe Tanımlanıyor. Hastalık İlk Kez 60 Sene Kadar Önce Avustralya’da Quensland’da Tanındı
Hastalığa Etken Olan Bir Bakteri Herhalde?..
Evet&#8230; Hastalığın Etkeni Coxiella Burnetii Adındaki Bir Bakteri.
Etkinlik Alanı Ve Bulaşma Şekli Nasıl Peki?
Keçi Gribi (C.Burnetii Bakterisi) Başta Keçiler Olmak Üzere Koyun Ve Sığır Gibi Geviş Getiren Hayvanlarda; Hayvanın En Çok Süt, İdrar, Dışkı Ve Plasentasında Bulunuyor. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Keçi Gribi Nedir, Keçi Gribinin Belirtileri, Keçi Gribi Teşhisi, Keçi Gribinin Tedavisi, Keçi Gribi Türkiye Durumu..</p>
<p><strong>Keçi Gribi Nedir? Eskiden Beri Var Olduğu Söyleniyor?</strong><br />
Halk Arasında &#8220;Keçi Gribi&#8221; Olarak Bilinen Hastalık &#8220;Q Ateşi&#8221; Ya Da &#8220;Quensland Ateşi&#8221; Adıyla Tıp Literatüründe Tanımlanıyor. Hastalık İlk Kez 60 Sene Kadar Önce Avustralya’da Quensland’da Tanındı<span id="more-7252"></span></p>
<p><strong>Hastalığa Etken Olan Bir Bakteri Herhalde?..</strong><br />
Evet&#8230; Hastalığın Etkeni Coxiella Burnetii Adındaki Bir Bakteri.</p>
<p><strong>Etkinlik Alanı Ve Bulaşma Şekli Nasıl Peki?</strong><br />
Keçi Gribi (C.Burnetii Bakterisi) Başta Keçiler Olmak Üzere Koyun Ve Sığır Gibi Geviş Getiren Hayvanlarda; Hayvanın En Çok Süt, İdrar, Dışkı Ve Plasentasında Bulunuyor. İnsanlara Direk Temas, Solunum Yoluyla, Pastörize Edilmemiş Süt Ve Süt Ürünlerinin Tüketilmesiyle Bulaşıyor. Bakteri Normal Pastörizasyona (62-65 Santigrat Derecede 30 Dakika) Dirençli Olup; 71.6 Santigrat Derecede 30saniyelik Pastörizasyon İşlemine Duyarlı.</p>
<p><strong>Hastalık Nasıl Başlıyor?</strong><br />
Ani Olarak Yüksek Ateş, Titreme, Baş Ve Kas Ağrıları, Halsizlik Gibi Grip Benzeri Bir Tablo İle Başlıyor. 2009-2010’da Q Ateşi Hastalığı Hollanda’da 2300 Kişide Belirlenmiş 6’sının Da Ölümüne Yol Açtı.</p>
<p><strong>Keçi Gribinde Salgın Riski Var Mıdır?</strong><br />
“Keçi Gribi” Hastalığı Sanıldığı Gibi Viral Değil Bakteriyel Bir Hastalık. Kuş Gribi, Domuz Gribi Gibi Çok Geniş Bir Alanda Yayılan Ve Etkisini Gösteren Salgın Hastalıklar Oluşturmuyor. Belli Bir Bölgede Daha Sınırlı Bir Tablo Oluşturuyor. Spesifik Bir Semptomu Olmadığı İçin Teşhisi Laboratuar Testleriyle Mümkün.</p>
<p><strong>Keçi Gribi Değil</strong><br />
Ülkemizde Durum Nedir? Böyle Bir Vakaya Rastlandı Mı?<br />
Keçi Gribi Vakalarında Klinik Örneklerin Teşhisi Hıfzıssıhha Başkanlığımız Laboratuvarlarında Yapılıyor. Şu Ana Kadar Ülkemizde Herhangi Bir Vakaya Rastlanmadı.</p>
<p><strong>&#8220;3-5 Sene Daha Devam Eder&#8221;</strong><br />
Bu Hastalığın Domuz Gribinin Farklılaşmış Bir Hali Olduğunu Yorumlayanlar Da Var. Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Münir Büke De Bunu Destekliyor:</p>
<p>&#8220;Keçi Gribi&#8221; Olarak Adlandırılan Hastalık H1n1 Virüsünün Yani Domuz Gribinin Devam Ediş Şekli. Bu Hastalık Birkaç Sene Daha Devam Edecek. Virüsün Yerleşme Yeri İse Solunum Yollarının Alt Kısmı. O Bölge De Bronşlarımıza Yakın Bu Yüzden Öksürük Uzun Süre Devam Ediyor. İnsanlarımız Maalesef Ağrı Kesici, Ateş Düşürücü, Antibiyotik Ve Parasetamol İçerikli İlaçlar Kullanıyor. Oysa Ki Ufak Çocuklar, Hamileler Ve Kalp Rahatsızlığı Olanlar Dışındakilerin Ateşinin Düşmemesi Gerekiyor. Ateş 38 Derece Üzerine Çıktığında Vücuttaki Virüsler Ölüyor. Buna Rağmen Ateşimizi Düşürmeye Çalışıyoruz. Parasetamol İçerikli İlaçlar Birkaç Saatliğine Ateşi Düşürüyor, Ağrıyı Kesiyor Ama İyileşme Sağlamıyor. Hastalık Bir Haftada Geçecekken Bu Yüzden Uzun Sürüyor. Toplumsal Bir Direnç Oluşmadığı Süre Hastalık 3-5 Sene Daha Devam Eder. Belirtiler Ve Süreler İnsandan İnsana Değişiklik Gösteriyor. Bu Süreçte Hijyene Çok Dikkat Etmeliyiz. Hasta Olan Kişiler Muhakkak Yatarak Dinlenmeli. Öksürük Sırasında Etrafa Bulaştırmamak İçin Ağızlarını Kağıt Mendillerle Kapatmalı.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong> Haberturk.com Haber Sitesi..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alemfrm.net/keci-gribi-nedir-belirtileri-teshisi-tedavisi-turkiye-durumu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2010 Grip Aşısı Ne Zaman, Nasıl, Kimlere Yapılır ve Yan Etkileri</title>
		<link>http://www.alemfrm.net/2010-grip-asisi-ne-zaman-nasil-kimlere-yapilir-ve-yan-etkileri.html</link>
		<comments>http://www.alemfrm.net/2010-grip-asisi-ne-zaman-nasil-kimlere-yapilir-ve-yan-etkileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 19:11:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alemfrm.net/?p=6860</guid>
		<description><![CDATA[2010 Grip Aşısı Ne Zaman Yapılır, Grip Aşısı Nasıl Yapılır, Grip Aşısı Kimlere Yapılır, Grip Aşısı Yan Etkileri Nelerdir, Kimler Grip Aşısı Yapmalı, Grip Aşısı Nedir..
Grip Aşısı Ne Zaman Yapılır ?
Uzman Doktorların Açıklamalarına Göre Grip Aşısı Mutlaka Gribe Yakalanmadan Önce Yani Salgın Başlamadan Önce Yapılması Lazım.
Aşının Tam Etkisini Göstermesi Tahmini 2-3 Hafta Süreden Sonra Gerçekleşir. Bu Yüzdendir ki, Grip Aşısı İçin En Zaman Özellikle Sonbahar Mevsimidir, Ay Olarak ise Eylül ve Ekim Aylarıdır.. Grip Aşısının Koruyuculuğu 6-12 Ay Arası Bir Zaman Dilimidir.
Grip Aşısı Nasıl Yapılır ?
Grip Aşısını Tek Doz Yani ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2010 Grip Aşısı Ne Zaman Yapılır, Grip Aşısı Nasıl Yapılır, Grip Aşısı Kimlere Yapılır, Grip Aşısı Yan Etkileri Nelerdir, Kimler Grip Aşısı Yapmalı, Grip Aşısı Nedir..</p>
<p><strong>Grip Aşısı Ne Zaman Yapılır ?</strong><br />
Uzman Doktorların Açıklamalarına Göre Grip Aşısı Mutlaka Gribe Yakalanmadan Önce Yani Salgın Başlamadan Önce Yapılması Lazım.<br />
Aşının Tam Etkisini Göstermesi Tahmini 2-3 Hafta Süreden Sonra Gerçekleşir. Bu Yüzdendir ki, Grip Aşısı İçin En Zaman Özellikle Sonbahar Mevsimidir, Ay Olarak ise Eylül ve Ekim Aylarıdır.. Grip Aşısının Koruyuculuğu 6-12 Ay Arası Bir Zaman Dilimidir.<span id="more-6860"></span></p>
<p><strong>Grip Aşısı Nasıl Yapılır ?</strong><br />
Grip Aşısını Tek Doz Yani 1 Kere Yapmak Yeterlidir.<br />
Fakat Daha Önce Hiç Grip Aşısı Yaptırılmamış 8 Yaşından Ufak Yaştaki Çocuklarda Aradan En Az 4 Hafta Bir Süre Geçtikten Sonra 2. Doz Grip Aşısı Yapılması Gerekir.</p>
<p>Ayrıca Grip Aşısının Her Yıl Yinelenmesi Gerekiyor. Sebebi ise, Virüsler Her Sene Değişime Uğradıkları İçin, Önceki Yılın Grip Aşısı Sonraki Sene Koruyucu Özelliğini Yitirmesi.</p>
<p><strong>Grip Aşısı Kimlere Yapılır ? Kimler Grip Aşısı Yaptırmalıdır ?</strong><br />
Grip Aşısı, 6 Aydan Ufak Bebeklere, Hamileliğin ilk 3 Ayındaki Anne Adaylarına, Yumurta ve Tavuk Proteinlerine Alerjisi Olan Kişilere Yapılmaz, Yapılmamalıdır. Bu Durumların Dışındaki Herkese Grip Aşısı Yapılabilir. Birde, 38 Derece Üstünde Ateşi Olan Hasta Kişilere, Grip Aşısı Ateş Düştükten Sonra Yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Grip Aşısının Yan Etkileri Nelerdir ?</strong><br />
Grip Aşısı Damar Yoluyla Vücuda Enjekte Edilmemelidir. Aksi Takdirde Çok Çeşitli Yan Etkiler Gelişebilir. Grip Aşısı Sonrası Nadiren Hafif Şekilde Nezle Olunabilinir. Grip Aşısı Yapıldıktan Sonra Grip Aşısı Bölgesinde Nadirende Olsa; Kızarıklık, Morarma, Şişlik &#8211; Ayrıca Ateş, Titreme, Kırıklık, Yorgunluk, Terleme, Baş Ağrısı, Kas ve Eklem Ağrıları Gibi Yan Etkiler Olabilir. Bu Yan Etkiler 1-2 Gün İçinde Kendiliğinden Geçer.<br />
Bu Yan Etkiler Haricinde Değişik Başka Bir Durum Olduğunda Mutlaka Bir Doktora Başvurmalısınız..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alemfrm.net/2010-grip-asisi-ne-zaman-nasil-kimlere-yapilir-ve-yan-etkileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sahurda Çay İçmek Zararlı mı?</title>
		<link>http://www.alemfrm.net/sahurda-cay-icmek-zararli-mi.html</link>
		<comments>http://www.alemfrm.net/sahurda-cay-icmek-zararli-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 18:52:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alemfrm.net/?p=6789</guid>
		<description><![CDATA[Kısmen doğrudur. Çay, kafein içeriğinden “uyuklamayı önleyici” olarak bilinir. İçerdiği kafeinin, merkezi sinir sistemini uyarıcı etkinlik gösterdiği, kişiyi daha uyanık ve dikkatli duruma getirdiği yapılan araştırmalarda  gözlenmiştir. Bunun yanında kafeinin yapay türevlerinin yatıştırıcı etkisi de mevcuttur. Çayla alınan kafein, beyinde dopamin düzeyini artırır  ve bu nedenle sinir sistemi uyarıcısı olarak kabul edilir. Fakat kafeinin sinir sistemi üzerine olan uyarıcı etkisi kişiden kişiye değişebilir.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Aylin Yılmaz
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kısmen doğrudur. Çay, kafein içeriğinden “uyuklamayı önleyici” olarak bilinir. İçerdiği kafeinin, merkezi sinir sistemini uyarıcı etkinlik gösterdiği, kişiyi daha uyanık ve dikkatli duruma getirdiği yapılan araştırmalarda  gözlenmiştir. Bunun yanında kafeinin yapay türevlerinin yatıştırıcı etkisi de mevcuttur. Çayla alınan kafein, beyinde dopamin düzeyini artırır  ve bu nedenle sinir sistemi uyarıcısı olarak kabul edilir. Fakat kafeinin sinir sistemi üzerine olan uyarıcı etkisi kişiden kişiye değişebilir.<span id="more-6789"></span></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Aylin Yılmaz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alemfrm.net/sahurda-cay-icmek-zararli-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazanda Neden Hurma Yenir?</title>
		<link>http://www.alemfrm.net/ramazanda-neden-hurma-yenir.html</link>
		<comments>http://www.alemfrm.net/ramazanda-neden-hurma-yenir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 18:52:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alemfrm.net/?p=6788</guid>
		<description><![CDATA[Lif oranı yüksektir ve tok tutar ayrıca kan şekerini düzenler,  besleyicidir özellikle içerdiği mineraller sayesinde antioksidan rolü vardır. Bağışıklık sistemini korur ve bedeni zinde tutar.  Hurmayı ara öğün olarak kullanmak çok faydalıdır. Özellikle su ile tüketildiğinde tokluk hissi çok daha fazla artacaktır. Ayrıca hazmı kolaydır ve kabızlık gibi barsak problemlerine de iyi gelir. Meyve yerine hurma tüketilebilir 3 tane hurmayı yarım muz veya 15 kiraz yerine tüketebilirsiniz.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Aylin Yılmaz
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Lif oranı yüksektir ve tok tutar ayrıca kan şekerini düzenler,  besleyicidir özellikle içerdiği mineraller sayesinde antioksidan rolü vardır. Bağışıklık sistemini korur ve bedeni zinde tutar.  Hurmayı ara öğün olarak kullanmak çok faydalıdır. Özellikle su ile tüketildiğinde tokluk hissi çok daha fazla artacaktır. Ayrıca hazmı kolaydır ve kabızlık gibi barsak problemlerine de iyi gelir. Meyve yerine hurma tüketilebilir 3 tane hurmayı yarım muz veya 15 kiraz yerine tüketebilirsiniz.<span id="more-6788"></span></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Aylin Yılmaz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alemfrm.net/ramazanda-neden-hurma-yenir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İsilik Nedir, İsilik Tedavisi, İsilik Belirtileri Nelerdir</title>
		<link>http://www.alemfrm.net/isilik-nedir-isilik-tedavisi-isilik-belirtileri-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.alemfrm.net/isilik-nedir-isilik-tedavisi-isilik-belirtileri-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 18:38:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alemfrm.net/?p=6783</guid>
		<description><![CDATA[İsilik sıcaktan ya da fazla terlemekten, deride oluşan küçük pembe kabartılar, ısırgın. Çok çeşitlidir. Bazıları hiçbir iz bırakmadan kaybolur. Özellikte göğüste ve karın üzerinde , çoğu kez şiddetli kaşıntıyla kendini gösterir. Bebeklerde sık görülür. Ter deliklerinin tıkanması sonucu ter bezlerinin küçük kistler halini almasından ileri gelir. Önemli Noktalar
• Sıcak havada bebeği serin tutunuz
• Sıkı giysiler giydirmekten kaçınınız
• Çok fazla nemlendirici kullanmaktan kaçınınız
• Bebeğin altını sık sık değiştiriniz
• Bel lastiği sıkı olan naylon kilot giydirmekten kaçınınız
• Deride iltihap olması durumunda sabun kullanmayınız
İsilik Nedir?
İsilik ya da sıcak döküntüleri bir ya da iki ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İsilik sıcaktan ya da fazla terlemekten, deride oluşan küçük pembe kabartılar, ısırgın. Çok çeşitlidir. Bazıları hiçbir iz bırakmadan kaybolur. Özellikte göğüste ve karın üzerinde , çoğu kez şiddetli kaşıntıyla kendini gösterir. Bebeklerde sık görülür. Ter deliklerinin tıkanması sonucu ter bezlerinin küçük kistler halini almasından ileri gelir. Önemli Noktalar<span id="more-6783"></span><br />
• Sıcak havada bebeği serin tutunuz<br />
• Sıkı giysiler giydirmekten kaçınınız<br />
• Çok fazla nemlendirici kullanmaktan kaçınınız<br />
• Bebeğin altını sık sık değiştiriniz<br />
• Bel lastiği sıkı olan naylon kilot giydirmekten kaçınınız<br />
• Deride iltihap olması durumunda sabun kullanmayınız</p>
<p><strong>İsilik Nedir?</strong><br />
İsilik ya da sıcak döküntüleri bir ya da iki aylık bebeklerde sıkça rastlanan bir sorundur. İsilik, derideki küçük ter bezi kanalları olan gözeneklerin tıkanması sonucu ortaya çıkan deri döküntüleridir. Bu döküntüler sıcak havada ya da bebeğin aşırı sıcak ortamda bulunması halinde daha da artabilir. Çeşitli şekillerde olabilir. Daha hafif olan isilik küçük ve kolayca patlayıp ince pullar oluşturan su kabarcıkları halinde görülür<a href="http://www.alemfrm.net/isilik-nedir-isilik-tedavisi-isilik-belirtileri-nelerdir.html">.</a> Daha ağır vakalarda, kaşıntılı ve su toplayan kırmızı döküntüler oluşabilir. Bu döküntiler sıcakta karıncalanma veya kaşınma hissi yaratabilir. Döküntü birkaç gün sonra kaybolur, ancak yineleyebilir.</p>
<p><strong>İsilik Nerelerde Oluşur?</strong><br />
İsilik en yaygın olarak alın, yanaklar, gözkapakları ve bazen de burunda oluşur. Ayrıca, bel lastikleri gibi giysi malzemelerinin ter bezlerini tıkadığı yerlerde de görülebilir.</p>
<p><strong>İsilik Nedeni Nedir?</strong><br />
Yaşamın ilk birkaç ayında bebeklerin ter bezi kanalları çeşitli şekillerdeki isilik ya da sıcak dökünütlerine neden olacak biçimde kolaylıkla tıkanabilir. Aşırı nemlendirici kullanma ve dar giysiler gözenekleri tıkayabilir. Sabun ve deterjanlar sorunu daha da artırabilir. Bazı isilikler mantar enfeksiyonundan kaynaklanabilir.</p>
<p><strong>İsilik Nasıl Önlenir?</strong><br />
Sıcak havada bebeği serin tutmak önemlidir. Bezler sık sık kontrol edilmeli ve ıslak olmaları halinde değiştirilmelidir. Bel lastiği sıkı naylon kilotlar kullanmaktan kaçınmak gerekir. Nemlendirici kullanılıyorsa, çok sık olmamak şartıyla hafif bir şekilde sürülmelidir. Sıcak havalarda koyu nemlendirici kullanmaktan kaçınınız. Cildi, sabun kullanmadan ılık suyla yıkamanın, daha fazla tahriş olmasını önlemede yararı olabilir.</p>
<p><strong>İsilik Nasıl Tedavi Edilir?</strong><br />
Hafif seyreden isilik tedavi gerektirmez ve bebeğin serin tutulması ve yalnızca hafif nemlendiricilerin kullanılması durumunda zamanla geçer. Deride iltihap oluşan bazı durumlarda, kaşıntıyı hafifletmek amacıyla doktorun verdiği hafif kortizonlu bir krem kullanılması gerekebilir. Ayrıca, mantara karşı bir krem de verilebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alemfrm.net/isilik-nedir-isilik-tedavisi-isilik-belirtileri-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlığa Etki Eden Etmenler Nelerdir ?</title>
		<link>http://www.alemfrm.net/sagliga-etki-eden-etmenler-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.alemfrm.net/sagliga-etki-eden-etmenler-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2010 18:17:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Çevrenin Sağlığa Etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanların Sağlığa Etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal Maddelerin Sağlığa Etkisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alemfrm.net/?p=613</guid>
		<description><![CDATA[İnsan sağlığı çevre ile genetik örüntüsü arasındaki etkileşimin bir ürünüdür. Kişi birçok çevresel sorundan etkilenmektedir. Bu etkilenme doğumdan ölüme kadar çok değişik boyutlarda olmaktadır. Çevrenin boyutları sınırsızdır. İnsan üzerinde etkili olan, insana ulaşan tüm çevresel etmenleri kapsamaktadır. Çevresel etkenler giderek halk sağlığında daha büyük önem kazanmaktadır. Bu ağırlık bir yandan yeni çevresel etkenlerin etkili olmaya başlamasına bir yandan da diğer halk sağlığı sorunlarının kontrol edilmeye başlamasına bağlıdır. İnsanın dışındaki her şey çevrenin öğesidir. Çevre kişi üzerindeki dış etkilerin bütünüdür. Çevreyi doğal ve yapay çevre olarak ikiye ayırabiliriz. Çevrede sağlığını doğrudan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan sağlığı çevre ile genetik örüntüsü arasındaki etkileşimin bir ürünüdür. Kişi birçok çevresel sorundan etkilenmektedir. Bu etkilenme doğumdan ölüme kadar çok değişik boyutlarda olmaktadır. Çevrenin boyutları sınırsızdır. İnsan üzerinde etkili olan, insana ulaşan tüm çevresel etmenleri kapsamaktadır. Çevresel etkenler giderek halk sağlığında daha büyük önem kazanmaktadır. Bu ağırlık bir yandan yeni çevresel etkenlerin etkili olmaya başlamasına bir yandan da diğer halk sağlığı sorunlarının kontrol edilmeye başlamasına bağlıdır. İnsanın dışındaki her şey çevrenin öğesidir. Çevre kişi üzerindeki dış etkilerin bütünüdür. Çevreyi doğal ve yapay çevre olarak ikiye ayırabiliriz. Çevrede sağlığını doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen önemli etkenler bulunmaktadır. Aynı zamanda çevre, bir yaşamı sürdürme ve sağlama sistemidir. Bu sistemin en temel öğeleri su, yiyecek ve barınaktır. Sağlık açısından baktığımızda çevre üç ana grupta incelenir: <span id="more-613"></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">1.</span> Fizik çevre<br />
<span style="color: #ff0000;">2.</span> Biyolojik çevre<br />
<span style="color: #ff0000;">3.</span> Sosyokültürel çevre<br />
Hastalık nedenleri ise bünyesel ve çevresel nedenler olmak üzere iki grupta incelenebilir.</p>
<p><span style="color: #0000ff;">Bünyesel etmenler:</span><br />
Bünyesel etmenler genetik, metabolik ve hormanal bozuklukları içine alır.Bazı bünyesel özellikler bazı hastalıklara yakalanma oranında artışa sebep olabilir.genetik özellikler,kalıtım yoluyla geçen hastalıkların ya da kromozom bozukluklarının ortaya çıkmasına sebep olabilir.guatr hormonal,iktiyosiz,genetik,gut metobolik bir hastalıktır. Bunlar insan iç ortamı ile ilişkili bir durumdur. İnsan dış çevrenin etkilerine genetik yapısı ile cevap vermektedir.</p>
<p><span style="color: #0000ff;">Çevresel etmenler:</span><br />
Çevre,doğrudan hastalık sebebi olabileceği gibi bazı hastalıkların oluşmasını kolaylaştırabilir yada bazı hastalıkların gidişini ve sonucunu etkileyebilir.<br />
• <span style="color: #008000;">Fiziksel etmenler :</span> Sıcaklık, soğuk, ışın, travma, içme ve kullanma suyu, atıklar, konut sağlığı, iklim koşulları, hava ve su kirliliği, giyeceklerimiz,barınak şartları(havalandırma,ısıtma,aydınlatma vb.),iş yeri ve çalışma şartları, kamuya açık yerler(sinema,taşıtlar,yemekhanevb.)sağlığa az ya da çok zarar verebilme olasılığı olan kuruluşlar, mezarlıklar başlıca fiziksel çevre öğeleridir.<br />
• <span style="color: #008000;">Kimyasal etmenler: </span>Zehirler, kanser oluşuna neden olan bazı etkenler buna örnek verilebilir.<br />
• <span style="color: #008000;">Temel madde eksiklikleri:</span> Bazı maddeler vardır ki insanın sağlıklı olabilmesi ve hayatsal olayların yürütülebilmesi için dışarıdan alınmaları gerekir. İnsan ya da canlı bunu vücudundaki temel yapı taşlarından sentez edemez. Buna temel maddeler denmektedir. Vitaminler, esansiyel aminoasitler veya yağasitleri, mineraller gibi.<br />
• <span style="color: #008000;">Biyolojik etmenler:</span> Kişinin çevresinde bulunan bütün canlılar ve bu canlılara ait ürünler biyolojik çevreyi oluşturur. Mikroorganizmalar, asalaklar,bitkiler,hayvanlar ve insanlar,hayvansal ve bitkisel besinler, mantarlar ve diğer etkenler biyolojik etkenleri oluşturur. Bunlar canlı vücudunda hastalık yapabilirler.<br />
• <span style="color: #008000;">Psikolojik etmenler:</span> Çağdaş yaşamda sık duyulan stres, ruhsal zorlanma vb. durumlar.<br />
• <span style="color: #008000;">Sosyal, kültürel ve ekonomik etmenler</span>:</p>
<p><span style="color: #ff6600;">Bu durumda çevre :</span><br />
<span style="color: #ff0000;">1.</span> Hastalıklar için zemin hazırlayabilir. Örneğin: iklim koşullarının solunum siste mi hastalıklarının artmasına yol açması, ortamda bulunan vektörlerin hastalıkların yayılımını kolaylaştırması gibi.<br />
<span style="color: #ff0000;">2.</span> Çevre doğrudan hastalık nedeni olabilir.<br />
<span style="color: #ff0000;">3.</span> Bazı hastalıkların gidişini ve sonucunu etkileyebilir.</p>
<p>Bütün çevre olumsuzlukları her üç etkiye de neden olabilir. Fizik ve biyolojik çevre yakından ilişkilidir.iklim canlıların yaşaması ve çoğalmasını etkiler. Jeolojik ve coğrafik özellikler toplumlar arasındaki bağlantıyı oluşturmaktadır ve hastalık etkenlerinin yayılımı açısından önemlidir. İnsanlar çevrede olumlu ya da olumsuz bir takım etkilere neden olabilir. İş yeri ve ortamı sağlıkla yakından ilişkilidir. Çevre üzerinde önemli etkileri olabilir. Sosyokültürel çevre de sağlıkla bağlantılıdır.<br />
Çevre sağlığı birçok meslek grubunun ekip hizmeti sunmasını gerektiren önemli bir sağlık sorunudur. Bir çok sektörün işbirliği olmadan çevre sağlığı sorunlarının çözümü mümkün olmaz. Toplumun ekonomik yapısı, ekonomik kalkınma çabaları ile bağlantılı olup, kentleşme süreci ile de yakından ilişkilidir.</p>
<p>Çevre sağlığı, çevre fizyolojisi, uygulamalı fizyoloji gibi bilim dalları ile bağlantılıdır. Uygulamalı fizyoloji ve çevre fizyolojisi çevredeki olumsuz etkilerin insan ve canlı fizyolojisi üzerindeki etkilerini incelemektedir. Çevre sağlığı halk sağlığının da önemli bir koludur. Sağlık elemanları, Veteriner hekimler, sağlık ve çevre mühendisleri çevre sağlığı konusunda işbirliği yapmak zorundadır. Sağlık elemanları çevresel öğelerin sağlık üzerindeki etkilerini belirleyerek çevre mühendislerine yol gösterirler. Canlı ve çevresi sürekli etkileşim içerisindedir. Çevre sağlığı uygulamalarının konularını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:</p>
<p><span style="color: #ff0000;">1.</span> İçme ve kullanma suyu<br />
<span style="color: #ff0000;">2.</span> Atıklar<br />
<span style="color: #ff0000;">3.</span> Konut<br />
<span style="color: #ff0000;">4.</span> Hava kirliliği<br />
<span style="color: #ff0000;">5.</span> Radyasyon<br />
<span style="color: #ff0000;">6.</span> Aydınlatma<br />
<span style="color: #ff0000;">7.</span> Havalandırma<br />
<span style="color: #ff0000;">8. </span>Gürültü<br />
<span style="color: #ff0000;">9.</span> Vektör kontrolü<br />
<span style="color: #ff0000;">10. </span>Besinlerin sağlığa uygun hazırlanması ve tüketiciye sağlığa uygun biçimde iletilmesi<br />
<span style="color: #ff0000;">11.</span> Mezarlıklar<br />
<span style="color: #ff0000;">12.</span> Sağlığa az ya da çok zararlı olabilecek kuruluşlar<br />
<span style="color: #ff0000;">13.</span> Çalışma koşulları<br />
<span style="color: #ff0000;">14.</span> Kazalar ve önlenilmesi<br />
<span style="color: #ff0000;">15.</span> Turist sağlığına yönelik uygulamalar</p>
<p>Burada sayılan konuların her biri insan sağlığı ile yakından ilişkilidir. Sağlığa az ya da çok zararlı olabilecek kuruluşlar arasında sayabileceğimiz mezbaha örneğini ele alırsak, çevreye ve çalışanlara ve burada hazırlanan gıdalardan besin olarak yararlananlara değişik olumsuz etkileri olabilir. Çevre kirlenmesi ve çevre sağlığı yönünden bir örnek mezbahalar ve atıklarıdır. Mezbaha atıkları akarsu kirlenmesi açısından çok tehlikeli atıklardır. Eğer mezbaha atıkları arıtılmadan akarsulara verilecek olursa içerisindeki yağ ve organik maddeler canlılar açısından tehlikeli olabilir. Mezbaha atıklarının çevreye rasgele atılması ise sokak hayvanlarınca dağıtılmasına, insan ve hayvanlar arasında ortak bazı hastalıkların yayılmasına neden olabilir.<br />
Mezbaha çalışanları da bu gibi hastalıklara yakalanma tehlikesinin yanı sıra, etlerin taşınması ve hazırlanması sırasında meydana gelebilecek kazalardan da olumsuz etkilenebilirler. Biyolojik çevre sağlık açısından önemi beş öğe içerir:</p>
<p><span style="color: #ff0000;">1.</span> Mikroorganizmalar<br />
<span style="color: #ff0000;">2.</span> Vektörler<br />
<span style="color: #ff0000;">3. </span>kemiriciler<br />
<span style="color: #ff0000;">4.</span> Bitki ve hayvanlar<br />
<span style="color: #ff0000;">5. </span>Besinler</p>
<p><span style="color: #0000ff;">Mikroorganizmalar:</span><br />
Mikroorganizmalar çevrede hemen her yerde yaygın olarak bulunan tek hücreli canlılardır.Bazıları insan üzerinde hiçbir etki yapmaz. Bazıları insanlara zarar verirken bazıları yararlı olabilmektedir.Yoğurt yapımı, fermantasyon gibi olaylar, bağırsaklarımızda bazı B grubu vitaminlerin yapımı yararlı mikroorganizmaların katkısıyla sağlanmaktadır. Ancak verem ve tifo basili, gibi insanlarda önemli hastalıklar meydana getiren, zararlı mikroorganizmalar da bulunmaktadır. Bunlar değişik araç ve yollarla insan vücuduna girer ve çeşitli hastalıkların meydana gelmesine yol açarlar.</p>
<p><span style="color: #0000ff;">Vektörler:</span><br />
Hastalık yapan mikroorganizmaları insanlara taşıyan eklem bacaklılar ve kemiricilere vektör denir. Bunlar arasında sıçan, fare gibi kemiricileri, sivrisinek, tahtakurusu, bit, pire, kene ve karasinekleri sayabiliriz. Vektörler hayvanlardan ayrı olarak incelenmektedirler. Vektör ve kemiricilerle yayılan hastalıklar arasında tifüs, veba, kayalık dağlar benekli ateşi, tifo, treponozomiyazis, layşmanyazis, sıtma, sarı ateş, filaryazis, ensefalit gibi hastalıklar sayılabilir. Vektörlerle bulaşan hastalıkların ortadan kaldırılmasında başlıca yöntemler:</p>
<p><span style="color: #ff0000;">1.</span> Kimyasal kontrol<br />
<span style="color: #ff0000;">2.</span> Beslenme ve üreme ortamlarının yok edilmesi<br />
<span style="color: #ff0000;">3.</span> Aracı ve taşıyıcı hayvanların yok edilmesi<br />
<span style="color: #ff0000;">4.</span> Böcek kaçırıcıların kullanılması<br />
<span style="color: #ff0000;">5.</span> Aşılama ve kemoprofilaksi olarak sıranalabilir.</p>
<p>Vektörlerle savaşmamıza rağmen, hızla üreyen vektörlerin bunlara direnç kazanmaları nedeniyle tümüyle yok edebilmemiz mümkün olamamıştır. Vektörlere karşı kullanılan kimyasal maddeler önemli bir kirlilik öğesi de olabilir. Vektörlerin direnç kazanmalarını ve çevre kirliliğini önleyebilmek için bu gibi maddelerin çok dikkatli ve denetimli kullanılması gerekir. Günümüzde vektörlerle savaşabilmek için biyolojik yöntemlerden yararlanılmaya çalışılmaktadır. Sivrisineklerin sürfelerini yiyerek beslenen özel cins balıkları bunlara örnek olarak verebiliriz.</p>
<p><span style="color: #0000ff;">Kemiriciler:</span><br />
Kemiricilerin kontrolü ile ilgili uygulamaların başında :<br />
<span style="color: #ff0000;">1.</span> Kemiricilerin üreme ortamlarının yok edilmesi<br />
<span style="color: #ff0000;">2.</span> Kemirici üremesine ve girmesine olanak vermeyecek bina yapımı<br />
<span style="color: #ff0000;">3. </span>Çöplüklerin sanitasyonu<br />
<span style="color: #ff0000;">4. </span>Rodentisit, kapan ve gaz uygulamaları gelmektedir.</p>
<p><span style="color: #0000ff;">Bitki ve hayvanlar:</span><br />
Bitkiler ve hayvanlar biyolojik çevrenin önemli bir öğesidirler. Hayvanlar alemindeki tüm canlıların hayatları bitkilere bağlıdır. Güneş enerjisinden yararlanarak bitkilerce fotosentez olayının gerçekleştirilmesi besin zincirinin başlangıcını oluşturur. Hayvanlar insan sağlığı açısından önemlidirler. İnsan ve hayvanların ortak hastalıkları olan zoonozlar önem taşır. Bu hastalıklar insanlara doğrudan hayvanların eti ve derisiyle temasla, etinin yenmesi ya da sütünün içilmesiyle bulaşabilmektedir. Brusella, kuduz, şarbon gibi hastalıklar zoonoz hastalıklardır.</p>
<p><span style="color: #0000ff;">Besinler:</span><br />
Gıdalarla ilgili olarak üretimden tüketime kadar hemen her aşamada kirlenme riski bulunmaktadır. Gıdanın ürün olarak eldesinden, saklanmasına ve depolanmasına, nakline ve daha sonraki işleme ve tüketilme aşamalarından kirlenme riski oldukça yüksektir.Gıdalarla bulaşan hastalıklarda temel etken insan ve hayvan dışkısıyla bulaşan hastalıklardır. Gıda sağlığı sorunlarının çözümü ile çevre koşullarının olumlu hale getirilmesine yönelik önlemler birbirini bütünlemektedir.Gıdaların etkeni taşıyan kirli sularla sulanarak yetiştirilmesi,etkenin bulunduğu sularda yaşayan bazı deniz hayvanlarının etinin yenmesi en önemli kirlenme yolları arasında sayılabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alemfrm.net/sagliga-etki-eden-etmenler-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Egzema Dermatit Tedavisi Belirtileri Nedenleri..</title>
		<link>http://www.alemfrm.net/egzema-dermatit-tedavisi-belirtileri-nedenleri.html</link>
		<comments>http://www.alemfrm.net/egzema-dermatit-tedavisi-belirtileri-nedenleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2010 18:07:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Egzema Dermatit Belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Egzema Dermatit Çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[Egzema Dermatit Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Egzema Dermatit Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Egzema Dermatit Tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alemfrm.net/?p=610</guid>
		<description><![CDATA[Tedavi gerektiren cilt lezyonlarından yarısından fazlası bu grupta bulunur. Egzema ve dermatit terimleri birbiri yerine kullanılabilse de bazı doktorlar olayın nedeni biliniyorsa dermatit, bilinmiyorsa egzema deyimini kullanırlar. Egzema derinin iltihabı (enflamasyonu) anlamına gelir. Genellikle kaşıntılıdır, belirgin derecede enflamasyon ve vesikül oluşumu görülebilir. Bu görüntü, egzema kelimesinin türediği ”kaynamak” anlamındaki Yunanca sözcüğe son derece uygundur. 
Başlıca Nedenleri
Temasa Bağlı veya Dış Kaynaklı
İritan Kontakt Dermatit
En çok rastlanan egzema türüdür. Ev kadınlarında, çamaşır ve bulaşıkla uğraşanlarda, sabunun , deterjanların ve diğer kimyasal maddelerin aşırı kullanımıyla ortaya çıkar.
Allerjik Kontakt Dermatit
Bitkiler, meyve ve sebzeler, kozmetikler gibi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tedavi gerektiren cilt lezyonlarından yarısından fazlası bu grupta bulunur. Egzema ve dermatit terimleri birbiri yerine kullanılabilse de bazı doktorlar olayın nedeni biliniyorsa dermatit, bilinmiyorsa egzema deyimini kullanırlar. Egzema derinin iltihabı (enflamasyonu) anlamına gelir. Genellikle kaşıntılıdır, belirgin derecede enflamasyon ve vesikül oluşumu görülebilir. Bu görüntü, egzema kelimesinin türediği ”kaynamak” anlamındaki Yunanca sözcüğe son derece uygundur. <span id="more-610"></span></p>
<p><span style="color: #008000;">Başlıca Nedenleri</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">Temasa Bağlı veya Dış Kaynaklı</span><br />
<span style="color: #0000ff;">İritan Kontakt Dermatit</span><br />
En çok rastlanan egzema türüdür. Ev kadınlarında, çamaşır ve bulaşıkla uğraşanlarda, sabunun , deterjanların ve diğer kimyasal maddelerin aşırı kullanımıyla ortaya çıkar.</p>
<p><span style="color: #0000ff;">Allerjik Kontakt Dermatit</span><br />
Bitkiler, meyve ve sebzeler, kozmetikler gibi irritan olsun , olmasın bazı maddelere karşı allerjik yolla oluşan egzemadır. Buna sebep olan madde kesin olarak bilinmiyorsa, test uygulanarak kesin karara varılabilinir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">İç Kaynaklı</span><br />
<span style="color: #0000ff;">Atopik Egzema</span><br />
Genellikle saman nezlesi, astım gibi allerjik hastalıklar bulunan kişilerde ortaya çıkar. Başlıca diz ve dirseklerin yüzlerini, yüzü ve boynu tutar. Gövdeye de yerleşebilir.</p>
<p><span style="color: #0000ff;">Seboreik Egzema</span><br />
Saçlı deride aşırı kepeklenme, kaşıntı ve yağlanma , yer yer sulantı ve pullanmayla seyreden bir hastalıktır.</p>
<p><span style="color: #0000ff;">Liken Simpleks (Nörodermatitis)</span><br />
Asabi kimselerde ense,sırt, bilekler veya herhangi bir bölgede, net sınırlı, zeminden kabarık, kuru, kaşıntılı ve kırmızı-kahverengi alanlardan oluşan plaklar şeklinde görülür.</p>
<p><span style="color: #0000ff;">El-Ayak veya Avuç İçi Egzeması</span><br />
Çok sık görülür. Bunun nedeni ellerde mekanik ve kimyasal travmalarla karşı karşıya kalınması, ayaklarda ise ayakkabı içerisindeki nemli ve sıcak ortamdır. Simetrik, şiddetli kaşıntılı ve iltihaplı bir tablo çizer.</p>
<p>Kronik, tekrarlayan, pembe renkli, yüzeyi pütürlü olan kaşıntılı döküntülerdir. Aktif lezyonlar tüm vücütta yaygın veya bir bölgede sınırlı olabilir. Bunlar pembe renkli, sulantılı, kaşıntılı lezyonlar şeklinde olabilir. Aşırı kaşınma sonucu enfekte olabilirler. Lezyonların sürekli olarak nüks ettiği veya iyileşmediği dönemlerde cilt kalınlaşması, çizgilenmesi, soyulmalar ve renk koyulaşması olabilir. Hastalığın başlangıç yaşına göre lezyonların vücüttaki dağılımı farklılık gösterir Dermatit olarak da bilinen egzamanın başlıca özellikleri; deride kızarıklık (eritem), içi sıvı dolu keseciklerin oluşması, pullanma, kalınlaşma ve sertleşmedir. Bunlar çoğu olguda birbirini izleyen aşamalar olarak ortaya çıkıyorlar. Bunlarla birlikte çok şiddetli de olabilen kaşıntı görülüyor. Egzama büyük ölçüde alerjik nedenlere bağlı gelişiyor.</p>
<p><span style="color: #0000ff;">Nedenleri</span><br />
Çeşitli egzama tipleri arasında yalnızca temas dermatitinin kesin nedeni biliniyor. Belirli bir maddeyle art arda temas sonucunda gelişen aşırı duyarlılık, aynı maddeyle yeniden karşılaşıldığında egzama belirtilerine yol açıyor. Belirtiler yabancı maddenin değdiği vücut bölgesinde ortaya çıkıyor, ama çevreye de yayılabiliyor. Çeşitli maddeler temas dermatitine yol açabiliyor. Sanayileşmenin artması ve yapay reçine, gübre gibi yeni malzemelerin kullanıma girmesiyle egzama etkenlerinin sayısı da artıyor. Bu maddelerin alerji yapma tehlikesi yüksektir ve egzama tıpta meslek hastalıkları incelemelerinin önemli bir konusunu oluşturuyor. Bazen hastada birden çok maddeye karşı alerji görülüyor. Bu durumun çarpraz duyarlılık ya da grup duyarlılığı adı verilen biçiminde alerji etkeni değişik maddelerin molekül yapısında bulunan bir kimyasal gruptur. Örneğin hasta saç boyalarında kullanılan parafenilendiamin gibi para grubundan bütün ilaçlara alerji geliştirebiliyor. Birden çok maddeye karşı aşırı duyarlılık, bu maddelerin arasında kimyasal bir benzerlik olmadan da gelişebiliyor. Bu durum genellikle kronik ya da yineleyici egzama olgularında görülüyor.</p>
<p>Dinitroklorobenzol gibi egzama yapabilen maddelerle temas etmiş kişilerin büyük bölümünde hastalığa rastlanılıyor. Yapısal etkenlerin fazla önemli olmadığı bu olgularda, hastalığın alerji gelişmesine bağlı olarak değil, daha çok doğrudan bu maddeyle temas sonucu oluştuğu düşünülüyor. Madde deriyi hemen ve doğrudan etkiliyor, hastalık tablosu alerji kökenli egzamaya özgü üç evre görülmeden hemen ortaya çıkıyor. Alerji kökenli egzamada Alerji yapıcı maddenin etkisinde kalma Aşırı duyarlılık geliştiren vücudun maddeye karşı antikor üretmesi Maddeye yeniden temas sonucu deride egzama lezyonunun ortaya çıkması olmak üzere üç evreden oluşuyor. Ev kadınlarında sıkça görülen deterjan egzaması ise suda yumuşamış deriden kolayca emilen deterjan ya da sabunların doğrudan etkisine bağlıdır.</p>
<p><span style="color: #0000ff;">Yatkınlık</span><br />
Bazı insanlar egzamaya ortalamadan daha fazla eğilimlidir. Bunlar genellikle sarışın, derileri ince ve daha duyarlı olan kişilerdir. Temas dermatitlerinin büyük bölümünde alerjik bir sürecin varlığı kesindir. Atopik dermatitte de alerji yapıcı maddelerin etkisinde kalmak büyük önem taşıyor ama temas dermatitinde olduğu kadar belirleyici değildir. Çünkü, yapısal etkenlerin, otonom sinir sisteminin, beslenme, sindirim gibi işlevlerin de rolü önemli. Bu olgularda alerji yapıcı madde deriye doğrudan değmemiş, ağızdan ya da solunum yolundan da alınmış olabiliyor; maddenin vücuda giriş yolunu kesin olarak saptamak bazen çok güçtür.</p>
<p>Organizmanın savunma sisteminin ürettiği antikorlar genellikle kan dolaşımında bulunuyor. Egzamada bu antikorların varlığını saptamaya yönelik kan testleri sürekli olumsuz sonuç veriyor. O zaman antikorlar nerededir? Son araştırmalar, antikorların lenf bezlerinde lenfositler tarafından deriye taşındığını gösteriyor. Deriye ulaştıklarında alerjiye yol açan maddelerle birleşince bu antikorlar egzamanın bilinen belirtilerini ortaya çıkarıyor.</p>
<p>Yapısal egzamanın nedenleri daha da karmaşık. Hatta tam olarak bilinmeyen nedenlerle bağışıklık sisteminin savunma mekanizmaları çok yetersiz kalmış hastalara nasıl yaklaşılacağı henüz çözülmemiş bir sorun. Hastada egzama ve ürtiker belirtileri dönüşümlü olarak birbirini izliyor; alerji yapıcı maddelerin saptanarak hastadan uzaklaştırılması da hastalığın gelişimini fazla etkilemiyor. Yapısal egzama en çok sindirim ve sinir sistemi bozukluklarına bağlanıyor ama bunların gerçek önemi henüz aydınlatılmış değil.</p>
<p><span style="color: #0000ff;">Belirtileri</span><br />
Egzamanın başlıca evrelerini şunlar oluşturuyor;<br />
Kızarıklık Derideki damarların genişlemesine bağlıdır.<br />
Keseciklerin oluşması Genişleyen damarlardan sızan sıvı (serum) keseciklerin oluşmasına yol açıyor.<br />
Eksüdasyon Keseciklerin parçalanmasıyla içlerindeki sıvı dışarıya sızıyor yaş egzama Pullanma Bir sonraki bu evreye onarım aşaması da deniyor, çünkü yeni bir deri katmanı oluşuyor.<br />
Kalınlaşma Aşırı uyarılmanın yol açtığı örselenme ve sürekli kaşınma deriyi kalınlaştırıyor. Ayrıca deri kurudur. Özellikle parmak araları, el ayaları gibi kıvrım yerlerinde çatlak ve yarıklar görülüyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">1.İnfantil bebeklik dönemi Atopik Dermatit</span><br />
2 ay-2 yaş arası çocuklarda görülür. Lezyonlar özellikle yüzde ( sıklıkla yanaklarda ), saçlı deride, boyunda, sırtta, diz ve dirsek bölgelerinde oluşur. Bu dönemde başlayan hastalık 3 yaşında iyileşebilir veya ileri çocukluk yaşlarında da devam edebilir.</p>
<p><span style="color: #0000ff;">Atopik Dermatit</span><br />
Egzamanın atopik dermatit olarak bilinen tipinde iki aşamalı bir gelişme gözleniyor. İlk aşama bebek bir yaşını tamamlamadan önce başlıyor ve iki yaşına doğru kendiliğinden geçiyor. İkinci aşama ise hemen her zaman okul çağında ya da ergenliğe doğru ortaya çıkıyor. Temas dermatitinin nedeni hastanın sürekli etkisinde kaldığı alerji yapıcı maddeler (yapay reçineler, yağlar, benzin, deterjanlar vb) arasında kolaylıkla saptanabiliyor. Oysa atopik dermatitte hastanın aşırı duyarlılık geliştirdiği maddelerle karşılaşması belirleyici değil. Hastalığın oluşum süreci daha karmaşıktır ve oluşumunda kişiye özgü yapısal bir etkenin rolü vardır. Atopik dermatitli hastanın derisi her uyarana karşı aşırı duyarlı ve bu durum da belirli antikorların varlığından kaynaklanıyor.<br />
Atopik dermatite yatkınlık yalnızca yapısal açıdan egzamaya eğilimli olmaktan değil, astım ve alerjik nezle (örneğin saman nezlesi) hastası olmaktan da kaynaklanabiliyor. Kişiye özgü yapısal etken bazen bu üç hastalığın aynı anda art arda ortaya çıkmasına yol açıyor.<br />
Deride ilk belirtiler doğumu izleyen altı hafta içinde ortaya çıkıyor. Bunlar daha çok bebeğin yüz ve yanaklarında oluşuyor. Kırmızı ve hafif kabarık lekelerin yüzeyinde küçük kesecikler, çok ince yarıklar oluşuyor; bunların parçalanmasıyla beyaz bir sıvı akıyor; ardından da beyaz – sarı kabuk oluşuyor. Hastalığın saçlı deriye yayılmasının tipik belirtesi saçların birleşmesidir. Deride sulanma hafifse değişik boyutlarda ve kat kat ayrılan beyaz lekeler oluşuyor. Klinik tabloyu daha karmaşık hale getiren ikincil lezyonlara hemen her olguda rastlanıyor. Egzamalı hastaların büyük bölümü sürekli kaşınarak deri lezyonlarını kanatıyor. İrin yapıcı mikroplar bu ortamda kolayca irinleşebilen enfeksiyonlara yol açıyor.<br />
Atopik dermatitte akut egzamanın iki tipik özelliği, yani kesecik oluşumu ve kızarıklarla birlikte sürekli kaşıntı da bulunduğundan deride gerçek bir kalınlaşma ve sertleşme ortaya çıkıyor. Önceleri yalnız yüzde görülen atopik dermatit, zamanla gövde, kol ve bacaklara, sonunda da bütün vücuda yayılıyor. Özellikle süt çocuklarında yeni deri belirtileri ortaya çıkmadana önce dayanılmaz bir kaşıntı başlıyor. Hasta sürekli kaşınıyor, kendini tırmalıyor ve lezyonları kanayan yaralara dönüştürüyor. Ama derideki bütün bu sorunlara karşın, süt çocuğunu genel durumunun iyi olduğu belirtiliyor. Hastalık özellikle kilosu ve gelişmesi ortalamanın üstünde olan bebeklerde görülüyor. Genellikle iki yaşına doğru kendiliğinden iyileşiyor, bazen de ergenlik dönemine değin sürüyor.<br />
Kısa ya da uzun bir iyilik döneminden , genellikle yılar süren bir sessizlikten sonra atopik dermatit, özellikleri değişmiş olarak vücudun her iki yanında büyük eklemler çevresinde ortaya çıkıyor. Dizlerin arkası, dirsek kıvrımları ve yüzde özellikle dudak çevresi en sık yerleştiği bölgeleri oluşturuyor. Klinik tablonun en belirgin özelliği derideki leke halinde kalınlaşmalardır. Kalınlaşıp sertleşen derinin çizgileri belirgin biçimde artıyor. Kaşıntı çiziklerinde mikropların yol açtığı enfeksiyonlar hastalığı daha da karmaşıklaştırıyor; deride sulanma ve irinli sivilceler beliriyor. Bu aşamanın en önemli belirtisini şiddetli kaşıntı oluşturuyor. Aylar ya da yıllar süren iyilik dönemlerinin arasında çok çeşitli nedenlere bağlı olabilen alevlenme dönemleri yer alıyor. Sindirim sistemi bozuklukları, yanlış beslenme, sinirsel etkenler, heyecan, bazı hormon düzensizlikleri (ergenlik, gebelik menopoz vb) alevlenmeye neden olabiliyor. Bazen kişiye özgü mevsimsel (kış ya da bahar aylarında) alevlenme dönemleri de saptanabiliyor. Hastalığın yol açtığı ikincil sorunların başında atopik sendrom gelişiyor. Hastaların yüzde 16 – 50”sinde saman nezlesi gelişiyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">2. Çocukluk Çağı Atopik Dermatiti:</span><br />
2-12 yaşlar arasında görülür. Cilt lezyonları sıklıkla dirsek önü, diz arkası, boyun, el bileği ve ayak<br />
bileğinde görülür. Lezyoların olduğu cilt bölgelerinde kuruluk, çizgilenme, sulanma ve kaşıntı vardır.</p>
<p><span style="color: #0000ff;">Temas Dermatiti</span><br />
Meslek egzamaları, temas dermatiti ya da egzaması başlığı altında toplanan deri hastalıkları arasında önemli bir grubu oluşturuyor.<br />
Meslek dermatitleri çalışma yaşamında kullanılan bazı maddelerin etkisiyle ortaya çıkan hastalıklardır. Koruyucu önlemlerin ilerlemesine karşın, son kırk yıl içinde bunların sayısı sürekli artıyor. Bu artışın nedenlerini anlamak hiç de güç değil. Sanayileşme, tarım ağırlıklı bölgelerde bile çok sayıda işçiye zarar veren maddelerle karşı karşıya getirdi. Deride yalnızca aşırı duyarlılık geliştirmekle kalmayıp, doğrudan zarara da yol açtığı kanıtlanan reçineler gibi yeni kimyasal ürünlerin kullanımı bu açıdan çok önemli. Sorunun geçici olmadığı da artık açıkça görülüyor, çünkü sürekli yeni kimyasal maddeler geliştiriliyor ve bunların kullanımı yayılıyor. Bu durumda meslek egzamalarının artması kaçınılmaz oluyor.<br />
Kişide duyarlılık geliştirebilen yabancı madde (antijen) deriye girdiğinde vücut ona karşı antikor üretiyor ve vücut daha sonra bu antijenle yeniden karşılaştığında egzama belirtileri ortaya çıkıyor<br />
Temas dermatitinin değişik aşamaları vardır<br />
Çevresinde şişlik görülen basit bir kızarıklığın ortaya çıkması,<br />
Keseciklerin oluşması,<br />
Keseciklerin parçalanması,<br />
Sulanma serumlu eksüdasyon<br />
Aşınma oluşumu.<br />
Serum sızması olmayan kuru olgularda keseciklerin oluşma evresi daha belirsiz ve deride pullanmayla birlikte görülüyor. Şiddetli kaşıntı oluşuyor. Ellerin ve ön kolların üst tarafında başlıyor daha sonra yüze, bacaklara ve cinsel organlar çevresine yayılıyor.<br />
Çalışma ortamından ve özellikle de duyarlılık gelişmiş olan maddeden uzak durulması, iyileşmeyi hızlandırıyor. Ama hastalık kolayca yinelenebiliyor hatta uzun aralardan sonra bile duyarlı olunan maddeyle her karşılaşıldığında alevlenebiliyor. Mikroplara bağlı enfeksiyonlar sık, buna karşılık hastalığın bütün vücuda yayılması seyrek görülüyor. Tanı için deri testleri yapılıyor. Çalışma ortamı havalandırma sistemleri ve nem gidericilerle olabildiğince zararsız hale getirilmeli. Genel sağlık önlemleri zararlı etkenleri deri yüzeyinden olabildiğince çabuk, ama deriyi tahriş etmeden uzaklaştırmaya yarayan duş, lavabo gibi donanımlardan oluşuyor. Kişisel düzeydeki önlemler arasında ise her türlü koruyucu araç eldiven, önlük, maske vb yer alıyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">3.Erişkin Dönemi Atopik Dermatiti</span><br />
Çocukluk çağı atopik dermatitinin devam etmesi veya ilk kez 12-20 yaşlar arasında başlayan cilt hastalığı şeklinde ortaya çıkabilir. Cilt lezyonları sıklıkla dirsek önü ve diz arkasında bulunur. Bazen<br />
ellerde de olabilir. Genellikle ciltte çizgilenme, kalınlaşma ve rengin kahverengileşmesine neden olur. Bazen göz çevresi ve ağız çevresinde kuruluk ve cildin dökülmesi eşlik edebilir. Genellikle kronik seyirlidir.</p>
<p><span style="color: #0000ff;">Atopik Dermatite Eşlik Edebilen Bulgular</span><br />
El ve ayak tabanı çizgilerinin belirginleşmesi<br />
Göz altında koyu gölgeler<br />
Yanak, sırt, kol ve bacakta sınırları belirgin soluk renkli bölgeler<br />
Atopik dermatiti olan bebekler ileriki yıllarda astım veya allerjik rinit olabilirler</p>
<p><span style="color: #0000ff;">Seboreik Dermatit</span><br />
Seboreik dermatit erişkinlerde en çok yağ bezlerinin bol bulunduğu bölgelere yerleşiyor. Saçlı deri, göz çevresi, göz kapakları, elmacık kemiği çevresi, kulaklar, göğüs kemiği bölgesi, sırtta iki kürek kemiği arası ve koltukaltı gibi derinin en çok yağlanan bölgelerinde görülüyor. İlk belirti küçük nokta biçiminde pembemsi renkte ve sarı pullarla örtülü bir lezyondur. Lezyonun kenarları yayılarak kırmızı lekeler oluşturuyor. Lekeler yüzeyseldir ve ince bir toza dönüşen sarımsı renkte yağlı pulları nedeniyle kolaycı tanınıyor. Küçük lekeler birleşerek daha büyüklerini oluşturuyor ve bazen bütün sırtı kaplayabiliyor. Alında saçlı derinin bittiği çizgi üzerinde seboreik egzamanın yaptığı Seboreik taç hastalığının tipik özelliğini oluşturuyor.</p>
<p><span style="color: #0000ff;">Ellerde Hassasiyet Egzama Habercisi mi</span><br />
Ellerimiz sürekli dış ortamla temas halindedir. Bazı kişilerin elleri normal günlük aktivitelere karşı daha duyarlıdır. Kolayca kurur, çatlar ve pullanır. Su, sabun, deterjan ve temizlik maddeleri deriyi en sık tahriş eden ajanlardır. Özellikle ev kadınları, ahçılar, temizlik işçileri ve elleri su ile fazla temas eden kişilerde görülür.<br />
Ellerde kuruluk, soyulma, parmak izlerinde silinme,çatlaklar, sızlama şeklinde ortaya çıkar. Ayrıca bazı maddeler hassas kişillerde allerji yapabilir. Allerji, tahriş olmuş deride daha kolay oluşur. Çok kaşıntılı, sulantılı, kızarık döküntüler gelişebilir. Allerjik el ekzemaları daha çok mesleğe bağlı olarak özel maddelerin teması sonucu ortaya çıkar. İnşaat işçilerinde çimentoya, kuaförlerde saç boyalarına, sağlık personelinde eldivenlerde bulunan latekse karşı alllerji gelişebilir. Kişide daha önce yıllarca böyle bir allerji olmayabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alemfrm.net/egzema-dermatit-tedavisi-belirtileri-nedenleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

